12 Aralık 2017 Salı

DİKKAT!.. ÇOCUĞU OLANLAR BU ÜRÜNLERE DİKKAT! 23 ARALIKTAN SONRA HEPSİ YASAK

ÇOCUĞU OLANLAR BU ÜRÜNLERE DİKKAT!
23 ARALIKTAN SONRA HEPSİ YASAK
[HABER: Aysel ALP]
Ayakkabıdan çantaya, tekstilden takı ve saatlere, bebek bezlerinden deterjan ve oda spreylerine, çocuk bakımından temizliğe kadar yüzlerce üründe kanserojen ve alerjen yasağı 23 Aralık’ta başlıyor. Evlerde bebeklerin ağzının değme ihtimali olan masa, sandalye dahil hiç bir üründe artık kanser yapıcı ürün kullanılamayacak. Çocuk parklarının zeminlerinde dahi kanserojen madde aranacak. Yeni kurallara uymayan ürünler piyasadan toplanacak. Üretici ve ithalatçılara para cezası yağacak.
23 Haziran’da Resmi Gazete’de yayımlanan Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Yönetmeliğinin bazı kritik hükümleri 23 Aralık’ta yürürlüğe giriyor.  
TUVALET KOKULARINDAN DETERJANA
Deri ve tekstil ürünlerinde, düğme, fermuar gibi aksesuarlarda kansere veya alerjiye neden olan kurşun, krom VI, DMF ve PAH maddeleri kısıtlanacak. Oyuncak ve kırtasiye ürünlerinde benzen ve PAH; tüm oda spreyleri ve koku gidericilerde 1.4 diklorobenzen; takı, saat ve aksesuarlarda nikel, kadmiyum, Krom VI, PAH ve kurşun kısıtlaması olacak. Deterjanlarda nonil fenolün yanı sıra benzen olmayacak. 
ÖRÜMCEK ADAMA, KARLAR KRALİÇESİNE KURŞUN YASAĞI
Tüketicinin kullandığı bu nihai ürünlerdeki denetimi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yapacak. Bakanlık yetkilileri, yeni yönetmelikle kanserojen ve alerjen birçok kimyasalın nihai ürünlerde kullanımının AB seviyesinde olacağına dikkat çektiler. Ocak ayından itibaren piyasada yoğun denetime başlayacaklarını anlatan yetkililer, hangi kimyasalların, neden yasaklandığını ise şöyle anlattılar:
“Düğmelerde, fermuarlarda kurşun var mı diye bakamıyorduk. Şimdi bakacağız. Oda spreylerinde, tuvaletlerde, lavobalarda koku giderici ürünlerde diklorobenzeni denetleyeceğiz. 
 Bebeklerin ağzının değme olasılığı olan her şeyde kurşun yasaklanacak. Bu ev içinde kullanılan masa, sandalyeleri dahi kapsıyor. Kurşun, baskılı hemen her üründe var. Boyalı bir yatak çarşafında, bebeğin ayakkabısında, oyuncağında, özellikle imitasyon takılarda, kalemlerde kurşun denetimi yapacağız. Ayakkabı, çanta gibi deri ürünlerde krom VI’yı; spor aletleri, tenis raketleri, bisiklet direksiyonunda, yaşlı yürüteçlerinde, çocuk parklarındaki zemin kaplamalarında kanserojen olan PAH’ın denetimini yapacağız. 
Yine suni deriden yapılan ayakkabı, çanta başta olmak üzere mobilyalar dahil DMF kimyasalını denetleyeceğiz. Böylece kanserojen ve alerjen tüm kimyasallar ülkemizde de AB seviyesinde kısıtlanmış olacak.” 
KULLANAN YANACAK
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, yoğun denetimin ardından yönetmeliklere aykırı üretilen veya ithal edilen tüm ürünler hakkında cezai işlem başlatacak. Buna göre mevzuata aykırı ürünler üretici veya ithalatçı firma tarafından piyasadan toplatılacak, imha edilecek ve bu firmalara 19 bin liradan başlayan para cezaları kesilecek. İhlallerin tekrarı halinde bu cezalar katlanacak.
ÖNCE BİLGİLENDİRECEKLER
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, 15 Aralık’ta İstanbul Tekstil İhracatçıları Birliği ev sahipliğinde üretici ve ithalatçı birlikleriyle bir çalıştay yapacak. Burada hem yeni yönetmelik kuralları hem de bakanlığın diğer gözetim ve denetim faaliyetleri hakkında sektör temsilcilerine bilgi verilecek. Toplantıya üreticileri temsilen İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri, Tüm Kırtasiyeciler Derneği, Saraciye Sanayicileri Derneği ve Bebek Araç Gereçleri Üretici, İthalatçı ve Perakendeciler Derneği katılacak.
Bakanlık, toplantıda 2018 yılında temizlik, havuz kimyasalları, hava aromatize edici ürünler ve çocuk bezlerinde firmalar tarafından bakanlığa yapılan tüm bildirimlerin de kaldırılacağını duyuracak. Gözetim ve denetimin ise artacağı uyarısı yapacak.

4 Aralık 2017 Pazartesi

“KADININ SİYASETTE EKSİK TEMSİLİ BİR DEMOKRASİ MESELESİ”

KADINLARA, MİLLETVEKİLİ SEÇME SEÇİLME VE "DOĞRUDAN SİYASETE KATILMA HAKKI" TANINMASININ 83. YIL DÖNÜMÜ!..
“KADININ SİYASETTE EKSİK TEMSİLİ BİR DEMOKRASİ MESELESİ”
5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye’de 1924 Anayasası ile sadece erkeklere tanınmış olan milletvekili seçme ve seçilme hakkının Anayasada değişiklik yapılarak kadınlara da tanındığı gündür.
Anayasanın 10. ve 11. maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde İntibah-ı Mebusan Kanunu (Milletvekili Seçimi Kanunu)’nda da aynı tarihte değişiklik yapılmış ve kadınların seçme seçilme hakkı uygulamaya geçirilmiştir.
1935 yılında yapılan genel seçimde 18 kadın milletvekili seçilmiş ve Türkiye “kadın milletvekili ile” Dünya’da ikinci sırada yer almıştır.
Ancak ne yazık ki, bu doğru başlangıç sürdürülmemiş, 83 yıl içinde bir arpa boyu yol alınamamış, 2015 seçimlerinde kadın milletvekili oranı %14,7’de kalmıştır. Türkiye, 2017 yılında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde 144 ülke arasında 131. sıraya gerilemiştir.
Nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma süreçlerine katılamaması, siyasette eşit oranda temsil edilememesi, her şeyden önce bir demokrasi meselesidir.
Ülkemizde 2 milyon 61 bin kadın okuma yazma bilmiyor, kadın istihdamı giderek azalıyor; her üç kadından biri ailede, sokakta veya iş yerinde şiddete uğruyor, son 11 ayda 349 kadın cinayeti işlenmiştir.
Kadınların karar verici konumlarda ve siyasette yeterli sayıda temsil edilmemesi, yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığının giderek kökleşmesine, kısır döngü halinde devam etmesine ve gerçek demokrasinin yaşama geçirilememesine yol açmaktadır. Türkiye eğitimli, donanımlı ve konularında yetkin kadın potansiyelinden yararlanmamaktadır.
İKKB olarak, çocukların cinsel istismarına göz yuman siyasetçileri kınıyoruz.
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi olan “kadın erkek eşitliğinin” başta siyasette olmak üzere yaşamın her alanında yer almasını istiyoruz.
Gerçek demokrasiye ulaşana dek mücadeleye devam diyoruz.
Nazan Moroğlu, İKKB Koordinatörü
Yazı gönderi: Prof. Dr. Tülay ÖZÜERMAN

23 Kasım 2017 Perşembe

HERŞEY ANKARA İÇİN: "ATO HEYETİ DİREKT UÇUŞLARA DESTEK İÇİN FRANKFURT’TA "

ATO HEYETİ DİREKT UÇUŞLARA DESTEK İÇİN FRANKFURT’TA  
-ATO BAŞKANI BARAN, “ANKARA, 3-4 SAATLİK UÇUŞLA ULAŞILABİLECEK 34 ÜLKE VE 23 TRİLYON DOLARLIK BİR PAZARIN ORTASINDA.”
-“FRANKFURT GİBİ ANKARA’NIN DA GELECEĞİNİ KONGRE VE FUAR TURİZMİNDE GÖRÜYORUZ.”
-TOBB BAŞKANI RİFAT HİSARCIKLIOĞLU: “DİREKT UÇUŞLAR YATIRIMA GELENE AVANTAJ OLACAK.”  

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran başkanlığındaki 170 kişilik heyet, ATO’nun ısrarlı girişimleri sonucu Türk Hava Yolları’nın (THY) Ankara’dan direkt uçuş başlattığı Frankfurt’a gitti. ATO’nun direkt uçuşlara destek vermek amacıyla gerçekleştirdiği Frankfurt ziyaretinde kongre ve fuar turizmi konusunda da görüşmeler gerçekleştirildi. ATO heyetinin ziyareti sırasında Frankfurt Marriot Otel’de “Ankara Uçuyor” konulu bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya TBMM Eski Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Avrupa Komisyonu Eski Başkan Yardımcısı Günter Verheugen’in da katıldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan 
ATO Başkanı Baran, “Frankfurt’a gelişimizin nedenlerinden biri, direkt uçuşlara destek vermek. Bu vesileyle bize destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Binali Yıldırım’a, Bakanlarımıza, ülkemizin bayrağını göklerde dalgalandıran gurur duyduğumuz markamız Türk Hava Yolları’nın yönetimine ve sivil toplum kuruluşlarımıza çok teşekkür ediyorum” dedi. Ankara’dan yurtdışına direkt uçuşların artmasının sadece ulaşım kolaylığı açısından değerlendirilmemesi gerektiğine vurgu yapan Baran, direkt uçuşların, Ankara’nın kongre, fuar ve sağlık turizmi alanında gelişmesine yönelik çalışmaların bir parçası olduğunu kaydetti.
-“23 TRİLYON DOLARLIK PAZARIN ORTASINDAYIZ”-
Ankara’dan Frankfurt’a uçakla yaklaşık 3,5 saatte geldiklerine dikkati çeken 
Baran, “Coğrafi olarak Türkiye’nin ortasında yer alan Ankara’dan 3-4 saatlik uçuşla varılabilecek Almanya, Lüksemburg, Avusturya, Irak, Ürdün, Kıbrıs, Romanya, İngiltere, Özbekistan, Libya gibi 34 ülke mevcut. Bu ülkelerin toplam gayrisafi milli hasılası yaklaşık 23 trilyon dolar. Yani 34 ülkeyi kapsayan 23 trilyon dolarlık bir pazarın ortasındayız. Bu pazarı değerlendirecek üretim yapısına sahip bir şehrimiz var” dedi.
-“ANKARA FRANKFURT’LA BENZEŞİYOR”-
Avrupa’nın kavşak noktasında bulunan Frankfurt’un, Ankara ile pek çok ortak özelliğe sahip olduğunu kaydeden
 Baran, şunları söyledi: “800 yılı aşkın bir süredir ticaret fuarlarına ev sahipliği yapan Frankfurt, tıpkı New York, Roma, Londra, Moskova, Tokyo veya İstanbul gibi, uluslararası ticaretin en önemli merkezlerinden biri... Her yıl ortalama 3 milyon ziyaretçi Frankfurt’ta gerçekleşen 60 bin kongre ve etkinlik için şehre akın ediyor. Yıllık ortalama 51 uluslararası büyüklükte fuar gerçekleşiyor. Dünyanın en büyük ve kapsamlı kitap fuarı Frankfurt’ta düzenleniyor. Ekim ayında 69’uncusu düzenlenen fuara 100’ü aşkın ülkeden yaklaşık 7 bin yayın kuruluşu katılmış. Fuar geçen yıl yaklaşık 278 bin ziyaretçiyi ağırlamıştı. Bugün tüketici ürünleri, tekstil, otomotiv teknolojisi, mimarlık ve teknoloji alanındaki lider fuarların evi durumunda… Frankfurt Belediye Başkanı’nın tabiriyle Messe Frankfurt ‘şehrin beyni.’ Ankara Ticaret Odası olarak biz de şehrimizin geleceğini kongre ve fuar turizminde görüyoruz.” 
-“ALMANYA EN ÖNEMLİ PARTNERİMİZ”-
Almanya-Türkiye ilişkilerinin çok eskilere dayandığını anlatan
 Baran, “3 milyon vatandaşımızın ikinci vatanı olan bu ülke ile ekonomik, sosyal, kültürel bağlarımız mevcut. Bugün Almanya’da ekonomiden spora kadar birçok alanda vatandaşlarımız var ve kendilerinden söz ettiriyorlar. Halen 85 bin Türk girişimci yılda 45 milyar Euro’luk bir ciro ile iş yerlerinde 80 bini Alman olmak üzere 400 bin kişiye istihdam sağlıyor” dedi.
-“ALMANYA ANKARA İÇİN DE ÖNEMLİ”-
ATO olarak Almanya ile bağları daha da güçlendirmek arzusunda olduklarını dile getiren
Baran, ticaretin, ülkeler arasındaki en sağlam köprü olduğunu söyledi. Hem ithalatta hem de ihracatta Türkiye’nin en önemli dış ticaret partnerinin Almanya olduğunu da hatırlatan Baran, “Ankara için de Almanya’nın ayrı bir önemi var. 2016 yılında gerçekleştirdiğimiz toplam 10,8 milyar dolarlık ithalatımızın 1,8 milyar dolarlık kısmı yani yüzde 17’si Almanya’dan gerçekleşmiş. İhracatımızda da payı yüzde 8. Toplam 6,4 milyar dolarlık ihracatın 565 milyon doları Almanya’ya yapılmış” diye konuştu.
-TOBB BAŞKANI: “YATIRIMA GELENE AVANTAJ OLACAK”-
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da yaptığı konuşmada, Ankara’dan direkt uçuş bulunmamasının aktarmalı gidişler nedeniyle 4-5 saatlik kayba yol açtığını dile getirdi.“Bugün en kıymetli şey paradan sonra zamandır” diyen Hisarcıklıoğlu, “Ankaralılar olarak biz değil, Çorum’dan, Eskişehir’den gelen vatandaşlarımız için de geçerli. ATO’nun bu girişimi İç Anadolu’nun tamamına bir avantaj sağladı. Biz İstanbul üzerinden giderken, gelen için bu daha büyük bir sorundu. Ama asıl gelen yatırımcının işi kolaylaştı. Çünkü yatırımcı kolay ulaştığı yere yatırım yapıyor. Bu seferlerin artık Ankara üzerinden yapılması karşılıklı olarak sadece bize değil, bizim şehrimize yapılan yatırımdan yararlananlara da faydalı olacak. Büyük bir problem çözüldü, ATO ile birlikte bunu sağladık” diye konuştu.
-“DÜSSELDORF VE AMSTERDAM SIRADA”-
THY Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı İlker Aycı’nın ATO Başkanı Gürsel Baran’ın Ankara’dan direkt uçuş konusunu ısrarla takip ettiğini kendisine söylediğini anlatan Hisarcıklıoğlu, Baran’ın vizyon sahibi bir Oda başkanı olarak görevini yaptığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, “Yakında Düsseldorf ve Amsterdam gibi başka şehirlere de direkt gidip gelebileceğiz” dedi.
-“FUAR ALANI 1 YILDA BİTECEK”-
Ankara’nın bir fuar alanının olmadığını da belirten Hisarcıklıoğlu, “Bir başkentin fuar alanı olmaz mı? Bu bizim büyük bir ayıbımızdı. Bu kapsamda en büyük sermayedarlardan olan ATO, elini taşını altına koydu, ihalesi 1 ay içerisinde yapılacak ve 1 yıl içinde de tamamlanarak Ankara’nın da bir fuar alanına kavuşması sağlanacak. Bu fuar alanından Ankara ve İç Anadolu tüccarı faydalanacak” diye konuştu.
-“AB İLİŞKİLERİNDE KIŞ HAVASI YAŞIYORUZ”-
Toplantıda Türkiye-AB ilişkileri de ele alındı. Toplantıda konuşan
 TBMM Eski Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Cemil Çiçek, Türkiye ile AB ilişkilerinde Verheugen’in katkılarının büyük olduğunu belirterek, bugün de bu ilişkileri sürdürecek bir Verheugen’in olması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bu ilişkilerden yana olduğunu belirten Çiçek, “Türkiye hiçbir zaman AB üyeliğinden vazgeçmedi. 2000’li yılların başında Türkiye Kopenhag kriterleri sürecini yaşadı ve bunu başardı. AB ile ilgili 58 yasa çıkardık. Hak ve özgürlükleri doğrudan ilgilendiren zor yasaları çıkardık. AB ilişkilerinin geliştirilmesi için müstakil bir bakanlık dahi kuruldu” dedi. Çiçek, Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı olduğu gibi AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu vurguladı. AB’ye üyelik için Kopenhag kriterleri dışında şart olmadığını ancak Kıbrıs konusunun Türkiye’nin önüne konduğunu hatırlatan Çiçek, terörle mücadele konusunda AB’nin tutumunun güven vermediğini söyledi. Çiçek, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AB’nin tutumunu da eleştirerek “AB demokrasi değerlerini savunduğunu söylüyor. Söylem olarak bunun doğru olduğuna inanıyoruz. En son 15 Temmuz’da yaşadığımız alçaklık karşısında demokrasi değerlerini savunanların (yanınızdayız) demesi gerekmez miydi? Kurumsal olarak böyle bir söz duymadık. Duymadığımız gibi Türkiye’de hukuku ihlal eden adamlar burada” diye konuştu.
-VERHEUGEN: “EKONOMİDEN DAHA ÖNEMLİ BİR SİMGEDİR”-
AB’nin Gelişmeden Sorumlu Eski Komiseri Günter Verheugen de konuşmasında Türkiye’ye her gelişinde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Doğrudan bir uçuş bağlantısı gerçekten büyük bir kazanım ve başarıdır. Çok önceden de söylerdim, meşakkatli yollardan geçip Ankara’ya geliyordum. Şimdi Berlin işe yarar bir havalimanına sahip olursa artık daha kolay ulaşım sağlanacak. Ama Berlin yeni havalimanı beklerken, Ankara yepyeni bir havalimanına sahip oluyor. Yeni doğrudan bağlantılar benim açımdan bir simgedir. Ekonomiden önce bir bağlantının oluşturulması açısından önemserim. Bu nedenle benim için sevindiricidir. Bunda güçlü bir siyasi karar vardır. ‘Avrupa ile doğrudan bağlantı kurmak istiyoruz’ demektir” değerlendirmesini yaptı. Verheugen Ankara ile Düsseldorf ve kendi memleketi Köln’e doğrudan uçuş başlatılmasından da memnuniyet duyacağını söyledi.
Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişine değinen
 Verheugen, Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine başladığında üyeliğin 1 Ocak 2013 olarak hedeflendiğini anlattı. Bu süreçte 15 fasıl açıldığını, birinin de kapandığını hatırlatan Verheugen, “Müzakereler başarılı olmasa da her iki tarafta da tam üyelikle ilgili halen bir irade bulunuyor. Bu bağ koparılmasın. Türk hükümeti Brüksel’in Türkiye’ye bu kapıyı kapamasını isteyen çevrelere prim vermesin” dedi.
Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimine de yer veren
 Verheugen “Bizde bir darbe girişimi olmuş olsaydı, hayal bile edemiyorum ne gibi sorunlar doğuracağını” dedi. Toplantıda daha sonra Frankfurt Başkonsolosu Burak Karartı bir konuşma yaparak Almanya hakkında bilgi verdi. Frankfurt Ekonomi Kalkınma Kurumu CEO’su Oliver Schwebel’in konuşmasının ardından Messe Frankfurt Yönetim Kurulu Üyesi Stephan Kurzaski bir sunum yaptı. Toplantı Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Okan Özoğlu’nun konuşmasıyla sona erdi.
Toplantıya, 
İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar, Nevşehir Ticaret Odası Başkanı Arif Parmaksız, Çorum Ticaret Borsası Başkanı Ali Bektaş, Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı Ömer Zeydan, Çubuk Ticaret Borsası Başkanı Veli Demir, Haymana Ticaret Odası Başkanı Ercan Özkan, Şereflikoçhisar Ticaret Odası Başkanı Yasin Tekin, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Polatlı Ticaret Borsası Başkanı Yahya Toplu, Türk Alman Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyeleri, Orta Anadolu İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Kahraman, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Arif Şayık, Türk Hava Yolları Ankara Satış Müdürü Emrullah Kirişçi, ATO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri katıldı.

14 Kasım 2017 Salı

Halk İçin Bu Kadar "HAYATİ ÖNEMİ HAİZ" Bir Üretim Unsurunu Özelleştirmek Haksızlıktır. Hak'sızlık ise: "İnsanlık, Medeniyet, HAK ve HALK Düşmanlığıdır. Dolayısıyla ve Elbette: "ALPULLU ŞEKER TRAKYA İNSANI İÇİN ÇOK ÖZELDİR, ÖZELLEŞTİRİLEMEZ"

"ALPULLU ŞEKER FABRİKASI" TRAKYA İNSANI İÇİN ÇOK ÖZELDİR, ÖZELLEŞTİRİLEMEZ!..

Hakan Dedeoğlu
Lüleburgaz
Geçtiğimiz günlerde, bir arkadaşım, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın şeker fabrikalarındaki geçici işçilerle ilgili soru üzerine, “şeker fabrikaları benim gözümün bebeği ama özelleştirilecek” dediğini söyledi. Kendisine “evet, ben de okudum; insan kendi göz bebeğini bir başkasına verecek ya da kiralayacak değil ya” şeklinde karşılık verdim, “Ben yalnızca bir kişiyim, bir kişiyle ne olur demeyen birisiyim. Ben kişisel olarak mücadelenin sınırlarını zorluyorum. Tabii başka çıkarlar peşinde olanlar da sınırları kendileri açısından zorluyor. Ancak asıl olan halktır. Burada belirleyici olacak da yine halkın tavrıdır. Üstelik bu Alpullu Şeker bize Ata’dan emanet…”
ÜSTELİK BU ALPULLU ŞEKER BİZE ATA’DAN EMANET
Diğer taraftan şeker fabrikalarıyla ilgili şaka olmaz. Çünkü bu meşakkatli işi çiftçimiz hala yapmaya çalışıyorsa; geçmiş anılarından başlayarak, toprağının verimliliğini, bereketini, hayvanının ve daha da önemlisi ülkesinin geleceğini düşündüğü içindir. Mesela ülkemizde nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası %15 civarında. Ulus ötesi şirketlere kalsa bu kota daha da artırılır. İktidar ve muhalefet bu konuda uzlaşı içerisinde kotayı artırmadı. Bu önemli bir karar oldu insanımız için. Şimdi gelelim özelleştirme konusuna...
40 KERE“ DÜŞÜNMEK GEREKİR!
Sektörel olarak bakıldığında bazı branşlarda özelleştirmeler konuşulabilir, hatta değerlendirilebilir. Ancak şeker oldukça hassas bir konu, değişik bir içerik ve yapıya sahip. Sayın bakanın daha önceki açıklamasında söylediği gibi “40 kere“ düşünmek gerekir! Yaptım, oldu anlayışı ülke insanımızın geçmişinde olmadığı gibi, mevcut iktidarın geleceğinde de olmamalıdır.
Uzun süredir pancardaki kota sorununu aşmamız sonrası ve de NBŞ’ye dair net bir tavır ortaya çıkmışken tekrar özelleştirmeden bahsetmek doğru olmadı. 4 yıl aradan sonra gerek fabrika olanakları ve gerekse üretici köylümüzün pancar ekimi, sonrasındaki olumsuzlukları çözmüş olması ayrıca bu konuda mücadele vermesi ve kazanması sanıyorum bazı çevreleri rahatsız etti. Ancak NBŞ’nin kesinlikle bir seçenek olamayacağını Pankobirlik Dergi’nin son sayısına bu konuda açıklama yapan uzmanların görüşleri gösteriyor.
TÜRK TARIMINA DA ÇOK BÜYÜK BİR DARBE
ABD’de sağlığa olumsuz etkileri nedeniyle nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi durma noktasına geldi, birçok AB üyesi ülke tarafından yasaklandı. NBŞ’nin üretim kotası ABD’de yüzde 10’dan yüzde 2’ye düşürülürken Fransa, Hollanda, İngiltere’de tamamen durduruldu. Türkiye’de ise NBŞ’nin üretim kotası yüzde 10’un üzerinde. Uzmanlar ülkemizdeki NBŞ üretim ve tüketiminin toplum sağlığını olumsuz etkilediğini ayrıca Türk tarımına da çok büyük bir darbe vurduğunu söylüyorlar.
ŞEKER PANCARINDAN YAPILAN ŞEKERİ ÖPÜP BAŞIMIZA KOYMALIYIZ
Mesela kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez nişasta bazlı şekerlerin bir musibet olduğunu belirterek, “şeker pancarından yapılan şekeri öpüp başımıza koymalıyız” diyor.
ALLAH’TAN KORKMALARI LAZIM
(Çünkü: Hak'sızlık doğrudan doğruya Allah'sızlıktır.)
Prof. Dr. İlber Ortaylı da şöyle diyor: “Bence mısır şurubu kullananlar hiç hoş iş yapmıyorlar. Allah’tan korkmaları lazım. Bunu sırf kazanç için yapmaları çok kötü bir şey. Kesinlikle nişasta bazlı şekerlere karşı kampanya açılmalı.”
NİŞASTADAN ELDE EDİLEN ŞEKERİN EN BÜYÜK ZEHİR
Prof. Dr. Canan Karatay ise nişastadan elde edilen şekerin en büyük zehir olduğunu vurgulayarak “bu zehri lütfen ülkemize sokmayalım” diyor ve nişasta bazlı şekerlerin, pancar şekerlerine göre kalp krizi, felç, kanser, Alzheimer ve şeker hastalığının oluşmasında 10 kat daha fazla etkili olduğunu belirtiyor.
AİLELER, ÇOCUKLARINIZIN NBŞ’Lİ ÜRÜNLERİ TÜKETMELERİNE MUTLAKA ENGEL OLMALI.”
Bakın Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut ne diyor bu konuda: “NBŞ lobileri bütün dünya genelinde çok güçlü. Amerika’da FDA (Amerikan Gıda ve İlaç dairesi) dahil birçok kurumu baskı altına alıyorlar, Ülkelerde daha fazlasına kalkışabiliyorlar! Aileler, çocuklarınızın NBŞ’li ürünleri tüketmelerine mutlaka engel olmalı.”
ÜRÜNLERE ‘SAĞLIĞA ZARARLIDIR’ İBARESİ KONULMALI
Son ve çok önemli olarak, Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök de ciddi bir noktaya dikkat çekiyor: “Ürünlere ‘sağlığa zararlıdır’ ibaresi konulmalı. Bu koşullar sadece ürünün ulaştığı son birim olan tüketiciye satılan gıda ürünleri için değil, restoran, hastane ve büyük yiyecek içecek tedarikçilerine satılan ürünler için de geçerlidir. Bu yönergeye göre ürünün içindeki malzemeler genetik yapısı değiştirilmiş gıda ürünleri, ambalaj gazları, tatlandırıcılar, aspardam, kinin, kafein, meyan kökü, phytosterol, için etikette özel bir ibare gerekmektedir.”
PANCAR ŞEKERİ DOĞRUDUR, ÇİFTÇİMİZ DÜRÜSTTÜR
Tüm bu açıklamalar bir noktaya işaret ediyor. NBŞ’nin karşısında dimdik duran, hem sağlık hem de ekonomik açıdan çok kıymetli pancar şekerimize sahip çıkmaya devam etmeliyiz. 15 Eylül günü tekrar açılan fabrikamızın işçisinden memuruna kısa sürede ve her konuda gösterdiği adaptasyon sonrasındaki başarı sanıyorum birilerini rahatsız etti.
Ancak doğrular karşısında hiçbir güç dayanamaz.
Pancar şekeri doğrudur, çiftçimiz dürüsttür.
Bundan ötesi teferruattır.
Geleceğine Sahip Çık!
Hakan Dedeoğlu - Lüleburgaz

13 Kasım 2017 Pazartesi

SAĞLIKTA TEHLİKE ÇANLARI!.. "AVRUPA’NIN HAVASI EN KİRLİ 10 ŞEHRİNDEN 8’İ TÜRKİYE’DE"

AVRUPA’NIN, "HAVASI EN KİRLİ" VE "YAŞAM İÇİN RİSKLİ" 10 ŞEHRİNDEN 8’İ TÜRKİYE’DE

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Avrupa’da en kirli havaya sahip 10 şehrin 8’i Türkiye’de yer aldı. Avrupa genelinde büyük şehirler arasında bir sıralama yapıldığında ise İstanbul havası en kötü metropol konumunda yer alırken dünyada her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtildi.
Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press; AB (Avrupa ülkeleri ve Türkiye'yi kapsayacak biçimde bir) hava kirliliği konulu medya araştırması yaptı. 
Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press hava kirliliği konulu medya araştırması gerçekleştirdi. AjansPress’in medya incelemesine göre yıl içerisinde hava kirliliğini konu alan 9 bin 755 yansıma tespit edildi. Hava kirliliğinin bu denli fazla konuşulması, medyanın da bu konuya önem verdiğinin bir göstergesi sayıldı. Öyle ki televizyonda yer alan spotlarla halkta bu bilinç yaratılırken özellikle İstanbul’un ulaşım araçlarında, çevre dostu olma gibi koşullar ön plana çıkarılmaya başlandı.
Medyada ön plana çıkan başlıklar arasında
Basına yansıyan haberlerde ise dikkat çekici ayrıntıların ortaya çıktığı görüldü. Medyada ön plana çıkan başlıklar arasında, dünyada her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliğine bağlı nedenlerden hayatını kaybettiği belirtilirken, Türkiye’nin listeye dahil edilmesiyle beraber, Avrupa’nın havası en kirli 10 şehri arasında ise Batman, Hakkari, Gaziantep, Siirt, Afyon, Karaman, Iğdır, Isparta yer aldı.Avrupa’nın havası en kirli şehri ise Makedonya’nın Tetova kenti oldu.

7 Kasım 2017 Salı

Atatürkçü Tarihçi, Araştırmacı-Yazar Cengiz Önal Tarakçıoğlu; 8 Kasım 2017 Çarşamba Günü “Tema Vakfı Ankara Temsilciliğinde” ve 11 Kasım 2017 Cumartesi Günü de: “Ankara Fatsalılar Yardımlaşma Kültür ve Dayanışma Dermeği'nde” İki Ayrı Konferans Verecek

DOSTLARIM,
TEMA VAKFI ANKARA TEMSİLCİLİĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN VE KONUŞMACI OLARAK KATILACAĞIM "ATATÜRK VE ÇEVRE" KONULU KONFERANS, AFİŞTE BELİRTİLEN TARİH, SAAT VE YERDE YAPILACAKTIR. ANKARA'DAKİ ARKADAŞLARI, ATATÜRK'ÜN DOĞA AŞKI VE ÇEVRE DUYARLILIĞI KONULARINDAKİ GÖRÜŞ, DÜŞÜNCE VE YAKLAŞIMLARIYLA İLGİLİ BİLGİ ALIŞ-VERİŞİNDE BULUNMAK ÜZERE ORADA GÖRMEKTEN MUTLU OLACAĞIMI BELİRTMEK İSTERİM. ESENLİKLE KALIN. SAYGILARIMLA... 
DOSTLARIM,
FATSA'LI HEMŞEHRİLERİM BÖYLESİ BİR ÖNERİYLE GELİNCE, AİLE VE TOPLUM TERBİYEM GEREĞİ GERİ ÇEVİREMEYECEĞİM GİBİ DOĞDUĞUM VE YETİŞTİĞİM TOPRAKLARA DA BÖYLESİ BİR HİZMETİ SUNMAKTAN GERİ DURAMAZDIM. BUNUNLA BİRLİKTE UZUN YILLARDIR CUMHURİYET'İN BAŞKENTİNDE YAŞIYOR OLMAM MÜNASEBETİYLE ANKARA'LI HEMŞEHRİLERİMİ DE ORADA GÖRMEKTEN MUTLU OLACAĞIMI BELİRTMEK İSTERİM. 11 KASIM 2017 CUMARTESİ GÜNÜ GÖRÜŞMEK ÜZERE ŞİMDİLİK SAĞLIK, ESENLİK VE MUTLULUKLA KALIN. SAYGILARIMLA…